İklim Ağı’nın hedeflerini aktaran Mekanda Adalet Derneği İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus, 2021’den bu yana süren ortak mücadelenin 2025’te resmi bir ağa dönüştüğünü belirtti. Türkiye’nin zirveye ev sahipliği yapmasını kıymetli bulduklarını ancak söylemler ile sahadaki icraatların çeliştiğini dile getiren Abanus, şöyle konuştu:
"COP31 Başkanlığı ile görüşme taleplerimize yanıt alamadık. Katılımcılık yalnızca bir söylem olmamalı, sivil toplumun dinlendiği mekanizmalar kurulmalıdır. Bir yanda uluslararası iklim liderliği iddiası varken, diğer yanda Afşin-Elbistan’da mahkemenin iptal ettiği ÇED kararının Bakanlıkça temyiz edilmesi ve Çanakkale Karabiga’daki santrale 1.050 MW’lık yeni ünite eklenmek istenmesi kabul edilemez. Türkiye liderlik göstermek istiyorsa yeni kömür yatırımlarından vazgeçmelidir."
"Piyasa kömürü terk ediyor, faturayı işçiler ödüyor"
Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, kömür sektörünün dünya genelinde ve Türkiye’de zaten küçüldüğüne, bu plansız çöküşün bedelini ise işçilerin ödediğine dikkat çekti. Kamunun yüksek teşviklerle santralleri ayakta tutmaya çalıştığını ifade eden Katısöz, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Piyasada megavatsaat elektriğin fiyatı 60 dolar seviyesindeyken teşviklerle kömür santrallerinden 75 dolara elektrik alınıyor. Buna rağmen Soma’da madenciler maaş alamıyor, santraller icralık oluyor. Serbest piyasa şartlarında dahi ayakta kalamayan bu sektöre aktarılan kaynaklar, kömür bölgelerindeki işçileri ve yerel ekonomileri koruyacak 'Adil Geçiş' politikalarına ayrılmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hazırladığı stratejide kömür bölgelerine yer verilmemesi büyük bir eksikliktir."
"Elektrifikasyon fosil yakıttan çıkışla anlam kazanır"
Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Direktörü Bengisu Özenç ise COP31 Başkanlığı’nın açıkladığı 2035 yılına kadar küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payını %35’e çıkarma hedefini değerlendirdi. Özenç, elektrifikasyonun fosil yakıtlardan çıkışla desteklenmediği takdirde sadece emisyonun yerini değiştireceğini vurguladı:
"Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Türkiye, karbon yoğunluğu en yüksek 6. elektrik şebekesine sahip. Bu şartlarda kömürden üretilen elektrikle çalışan elektrikli araçlar karbonsuzlaşma sağlamaz, kirletici etkiyi sadece santralin bulunduğu bölgeye hapseder. Yenilenebilir enerji yatırımları sadece yeni oluşacak elektrik talebini karşılamamalı; mevcut sistemdeki kömürün yerini almalıdır. Türkiye, rüzgar ve güneş ekipmanı üretiminde Avrupa'nın devleri arasında. Dolayısıyla dönüşüm, sanayimiz için de büyük bir fırsattır."
Marmara denizi ve ekosistem risk altında
Toplantıda ayrıca Çanakkale Karabiga’daki termik santralin denize saatte 152 bin 500 m³ sıcak su deşarj edeceği, bu durumun Marmara Denizi ile Akdeniz foklarının yaşam alanlarını tehdit ettiği ifade edildi. İklim Ağı temsilcileri, Türkiye'nin iklim krizine karşı samimi bir adım atabilmesi için enerjide dışa bağımlılığı artıran kömür yatırımları yerine; güneş, rüzgar ve depolama teknolojilerine dayalı adil bir geçiş takvimi açıklaması gerektiğini yineledi.