Kavuncu’dan “İmralı’da yerleşke” iddiasına tepki
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan için İmralı'da bir yerleşke yapıldığı yönündeki iddiaya tepki göstererek “İmralı'daki o yerleşke; Bahçeli ve Erdoğan’ın da arada bir gidip, müzakere edecekleri ve hasret gidecekleri bir yer olarak mı yapılıyor?” diye sordu. Bir grup sosyalist enternasyonal üyesi siyasetçinin Öcalan’ın doğduğu evi ziyaret ettiğine de dikkat çeken Kavuncu, “Türkiye elbette terörü bitirmek ister. Buna da kimse itiraz edemez. Ancak terörü sona erdirmek ile terörün siyasi sonuç üretmesine izin vermek aynı şey değildir. Cumhur İttifakı'nın müsaade ettiği durum tam da budur.” ifadesini kullandı.
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Sayın Buğra Kavuncu, partisinin genel merkez binasında gündeme dair basın toplantısı düzenledi.
Terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan için İmralı'da bir yerleşke yapıldığı yönündeki iddiaya değinen Kavuncu, “Terörsüz Türkiye süreci başladığından bu yana, terör örgütü başı Abdullah Öcalan'ın konforu ve hakları dışında hiçbir şeyin konuşulmadığını gördük. DEM Parti Eş Başkanı bir villa yapıldığını duyurdu. İmralı adeta bir yerleşke haline getirildi ve bununla beraberde terör örgütü lideri meşrulaştırıldı. Sıvasız evlerden çıkan şehit çocuklarımız, mütevazı hayatlarını vatan ve millet aşkıyla onurlandıran öğretmenlerimizin katili için adeta yerleşke düzenleniyor” dedi.
“Terörün siyasi sonuç üretmesine izin veriyorlar”
Sosyalist Enternasyonal’in yapmış olduğu bir organizasyon kapsamında bir grup sosyalist enternasyonal üyesi siyasetçinin terör örgütü elbaşı Abdullah Öcalan’ın evini ziyaret ettiğine işaret eden Kavuncu, “’Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne en yetkili ağızlar tarafından davet edilen, Meclis’ten bir komisyonun kendisini ziyaret ettiği, İmralı'da konfor ve rahatı için düzenlemeler yapılan kişinin doğduğu evi ziyaret etmemizde ne var deseler’, ne diyeceksiniz? İşte şuursuzca atılan adımların, bizi ilerde ne kadar zor bir duruma düşüreceğinin adeta fragmanı bunlar. Türkiye elbette terörü bitirmek ister, buna kimse itiraz etmez. Ancak terörü sona erdirmek ile terörün siyasi sonuç üretmesine izin vermek aynı şey değildir. Cumhur İttifakı'nın müsaade ettiği durumda tam budur.” ifadesini kullandı.
“Yazıklar olsun demekten başka da bir cümle bulamıyoruz”
Kavuncu, “Çetinkaya mağazalarının baş faili ortalıkta dolaşıyor. TUSAŞ saldırılarında gencecik mühendislerimizi katleden teröristlerin posterleri açılıyor ve milletimizin sinir uçlarına dokunuyor. Tepkilerimi gündeme getirmemiz durumunda ise DEM’li bir milletvekili çıkıyor ve ‘Daha çok kuracaksınız’ diyor. Bu kadar arsızlaşmış bir tavır var. Tüm bunlar ‘Muhalefet seçimleri kazanırsa APO’yla görüşürler’ diyen, kendini yerli ve milli ilan eden Cumhur İttifakı'nın iktidarında oluyor. Yazıklar olsun demekten başka da bir cümle bulamıyoruz” değerlendirmesini yaptı.
“Bu yapı Apo İttifakı olarak tarihe geçecek”
DEM Parti’nin, terör örgütü elebaşı Öcalan için periyodik olarak taleplerde bulunduğunu; Milliyetçi Hareket Partisi’nin, Öcalan’a kurucu önder diyerek meşrulaştırma yönünde daha somut adım attığını; AK Parti’nin ise taşeronları vasıtasıyla Öcalan’a saygısını tescil ettiğini savunan Kavuncu, “Bu yapı, bu ittifak tarihe ‘Apo İttifakı’ olarak geçecektir. İmralı'daki o yerleşke; sadece Öcalan için değil, Sayın Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın da arada bir gidip, müzakere edecekleri ve hasret gidecekleri bir yer olarak mı yapılıyor? Bizim gidişattan, bugüne kadar yapılanlardan anladığımız budur. Hatta buradan bir öneride bulunayım. Kendi sarayınızı yaparken kullandığınız mimar var ya, onu da gönderin İmralı’ya” dedi.
“Şehit analarının ve babalarının konforu ne olacak?”
Kavuncu, “Konforundan bahsediliyor. Konforunun sağlanmasıyla ilgili konuşuluyor. Yerleşke yapılacak deniliyor. Peki bu teröristin katlettiği gençlerin konforu ve rahatı ne olacak? Evlatlarını kaybettikten sonra rahat uyku uyuyamayan şehit analarının, babalarının konforları ne olacak? Katledilen mühendislerimizin, öğretmenlerimizin, memurlarımızın konforları ne olacak, aileleri ne olacak? Bütün bu soruları bütün bu gerçekleri dile getirmekle kendimizi mükellef görüyoruz” diye ekledi.
“Utanmazlığa, arsızlığa bakar mısınız?”
Terör örgütünün sözde yöneticilerinden birinin "Türkiye’de demokratik siyaset yapılması için yasaların çıkması gerekir. Bizler gideceğiz, ceza vermeyecekler. Bu, sorunu çözmez. Gidip evde mi oturacağız?” şeklinde bir ifade kullandığına işaret eden Kavuncu, “Bizler demokrasiyi 40 yıldır dağda olan, insanların canını alan, örgüt içi infazlarla binlerce insanı öldüren, küçük çocukları dağa kaldıran, istismar eden teröristlerden mi öğreneceğiz? Utanmazlığa, arsızlığa bakar mısınız? ‘Binlerce insanı öldürdük. Bu ülkeyi bölmeye çalıştık ve şimdi bunların hepsini yok sayacaksınız’ diyen bir söylemdir bu. Allah aşkına, Türkiye Cumhuriyeti Devleti teröristleri bu şekilde konuşturur mu? Bunlara bu şekilde konuşma fırsatı veren; AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi ittifakı ile maalesef sonradan buraya dahil olan komisyon ortaklarıdır” dedi.
“Öcalan’ı kurucu önder kabul edenler, Atatürk’ü kurucu önder kabul edenlere karşı bir savaş açmış durumda”
Diyarbakır’da kurulan bir platformun ise resmi dil, resmi kimlik ve kendi kaderlerini tayin hakkı
gibi taleplerde bulunduğunu aktaran Kavuncu, “Ardından da ulusal birliği sağlayacaklarmış. Bu söylemler AK Parti ve MHP sayesinde olmaktadır. Bunun önünü açan AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Bizzat iktidar eliyle, Türkiye'yi çok tehlikeli bir sürecin içerisine sokacak bir proje yürütülmektedir. Gencecik teğmenlerimiz sırf bir yemin ettiler diye, günlerce bu meselenin üstünde tepinenler teröristlerin gelecek projeksiyonu için harıl harıl çalışıyor. Tek meseleleri ülkelerini, devletlerini, milletlerini çok sevmek olan bu gençlere zulme edilirken, teröristlerin konutları düşünülüyor. Öcalan’ı kurucu önder kabul edenler, Atatürk’ü sanki kurucu önder kabul edenlere karşı bir büyük savaş açmış durumda.” ifadesini kullandı.
“Türk milliyetçiliğine en fazla sahip çıkmamız gereken bir sürecin içerisindeyiz”
Suriye’de PKK’lı bir bakan yardımcısının Çiya Kobani kod adlı bir teröristi 60. Tümen’in başına atadığına dikkat çeken Kavuncu, “Öyle bir dönemden geçiyoruz ki; demokrasiye, insan haklarına, adalete, akla, bilime, yani cumhuriyetin temel niteliklerine ve onu kuran asli ideoloji olan Türk milliyetçiliğine en fazla sahip çıkmamız gereken bir sürecin içerisindeyiz. Bütün bu yaşadıklarımız, bir kez daha altını kalın çizgilerle çizerek bunu hatırlatma gereğini de bizlere hissettiriyor” diye ekledi.
“Amerika’nın kara harekâtı yapma olasılığı realiteden uzak görünüyor”
Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere değinen Kavuncu, “Körfez ülkelerinin Amerika Birleşik Devletleri’ne verdiği milyarlarca dolarlık silah siparişine dikkat çekmek istiyorum. 6 Nisan’a kadar bir bekleme süresinden bahsedildi. ‘Birtakım çabalar gösteriliyor’ dendi ama bir taraftan da Körfez ülkelerinin milyarlarca dolarlık silah siparişi verdiğini görmekteyiz. Amerika'nın günü kurtarmaya yönelik tavırlarının yanında bu silah satışlarının da son hızla devam ettiğine dikkatinizi çekiyorum. Eline masumların kanı bulaşmış olan Amerika’nın bir kara harekâtından bahsettiği bir ortamdayız -ki bu çok gerçekçi bir yaklaşım değil. Zira 3-5 bin kişiyle bir kara harekatının düşünülmesi ya da netice verecek gibi bir algı ile hareket edilmesi anlaşılır gibi değil. Dolayısıyla bunun gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünmüyoruz. Yani Amerika’nın bir kara harekâtı yapma olasılığı gerçeklerden ve realiteden uzak görünüyor” dedi.
Erdoğan - BlackRock CEO'su görüşmesi
Cumhurbaşkanı BlackRock'un CEO'su Larry Fink'le yaptığı görüşmeye değinen Kavuncu, “Acaba hangi dünyada gerçekten merak ediyoruz? Yaptığı bu görüşme bize, dış düşler ve faiz lobisi dünyasında olduğunu söylüyor. Özellikle buranın altını çizmek istiyorum. Türkiye'de dış güçler olarak adlandırılan, bununla kastedilen yapılarla ve faiz lobileri ile en çok oturup kalkan iktidar AK Parti iktidarıdır. Meydanlarda faiz lobisi-dış güçler diye salladığına hiç bakmayın. AK Parti’nin kuruluş sürecinden bu zamana, dış güçlerle en çok masaya oturan bu iktidar olmuştur. AK Parti'nin kuruluş yıllarında Amerika Büyükelçisi ve Washington arasında gidip geldiklerini gördük. AK Parti iktidarının ilk yıllarında George Soros’la aynı masaya oturduğunu gördük. Bugün de Gazze’deki soykırımın finansörü, destekçisi ve bütün dünyada siyonist lobinin başını çektiği bilinen BlackRock CEO'su Fink ile aynı masaya oturduklarına şahit olduk” ifadesini kullandı.
“Soykırımın finansörleri ile ne işiniz var?”
Kavuncu, “Bakın öyle herkesle aynı masaya oturamazlar. Milletle, çiftçiyle, emekleriyle, öğrenciyle, işçiyle esnafla aynı masaya oturamazlar. Garibanı sofrasına hiç oturamazlar. Kimin sofrasına otururlar? Para babalarının sofralarına otururlar. Faiz lobisinin ve dış güçlerin sofralarına otururlar. BlackRock CEO'su ile özellikle muhalefetten bir lider bırakın oturup konuşmayı aynı fotoğraf karesine girseydi ne olurdu? Başka biri tokalaşsaydı ne olurdu? Anadolu Ajansı’nın bir haberinde, ‘BlackRock, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım sürecine destek olduğu için New York’ta çok ağır şekilde protesto edildi’ diyor. Şimdi size soruyorum. Soykırımın finansörleri ile sizin ne işiniz var? Bunu millete açıklamak zorundasınız” şeklinde konuştu.
Trump’ın açıklamaları: “Neyin dışında kaldınız?”
Erdoğan’a, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözleri üzerinden yüklenen Kavuncu, “Trump durup dururken sizi neden sürekli övüyor? Gazze'de mazlumlara kan kusturan, İsrail'le birlikte şu anda İran’ı bombalayan, Venezuela’da bir lideri haydut gibi kaçıran, Küba’da bir halkı elektriksiz bırakan Trump sizden ‘harika biri’ diye bahsediyor. Siz ‘Dünya 5'ten büyüktür’ derken, sizin dünyanızda mazlumların, garibanların üzerlerine bomba yağdıranların olmadığını düşünmemiştik sayın cumhurbaşkanı. Trump, bütün bunlarla beraber ‘Bence Türkiye şahaneydi. Aslında harikaydı ve girmemelerini istediğimiz şeylerin dışında kaldılar’ diyor. Şimdi iktidara buradan soruyoruz. Neyin dışında kaldınız? Amerika Birleşik Devletleri Başkanı neyi ima ediyor? Bunu bu millete kamuoyuna açıklamak zorundasınız” dedi.
“Enerji Bakanı’nın bu görüşmede ne iş var?”
BlackRock CEO'su ile yapılan görüşmede yer alan diğer isimlere işaret eden Kavuncu, “Bu görüşmede sadece Cumhurbaşkanı yok. Bu görüşmede Hazine ve Maliye Bakanı var. Bu görüşmede Enerji Bakanı var. Bu görüşmede yabancı yatırımcılar ofisinin yetkilileri var. Hadi yabancı yatırımcılar ofisi ile Hazine ve Maliye Bakanı’nın görüşmede olmasını anlarım da Enerji Bakanı’nın bu görüşmede ne iş var? Böyle bir dönemde, İsrail'in baş destekçilerinden birisi olan bu firmanın en tepe yöneticisiyle böyle bir görüşmenin yapılmış olması son derece manidardır” açıklamasında bulundu.
“Yargılama usulleri, davaların siyasi olduğunu gösteriyor”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yargı sürecine dair Kavuncu, “Birçok sanıkla ilgili ortak gördüğümüz bir süreç var. O da peşinen tutuklamaları ve bu tutuklamaların peşinen yapılmasından sonra da akabinde bir gerekçe isnat edilmesi. Yargılama usulleri, davaların siyasi olduğunu bas bas bağırıyor. Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Herkes yargılanır. Herkes soruşturur. Bir şüphe varsa, bu şüpheyi giderecek her türlü soruşturmayı elbette ki yargı makamları yapacaktır; ama eşit şekilde yapacaktır ama bağımsız şekilde yapacaktır ama tarafsız bir şekilde yapmak zorundadır. Katalog suçları kapsamında olmasa da birçok tutuklunun tüm mal varlıklarına, banka hesaplarına el konulduğunu görüyoruz. Somut delil ve kaçma şüphesi olmamasına rağmen yine birçok tutuklunun tahliye talebine ret cevabı verildiğini görüyoruz” ifadesini kullandı.
“İç cepheyi işte böyle güçlendiriyorlar”
Kavuncu, “Ali Sukas’ın, Buğra Gökçe'nin, Murat Çalık'ın, Kadriye Kasapoğlu’nun ve adını zikretmediğim birçok tutuklunun, tutuklama gerekçeleri inanın anlaşılır ve kabul edilebilir değil. Kaçma şüphesi olmayan ve henüz daha hiçbir somut delil yokken içeride tutulmaları anlaşılabilir ve kabul edilebilir değil. Birçok tutuklunun soruşturma dosyaları veya parçaları, savunma avukatlarından ve sanıkların avukatlarından önce nereye gitti biliyor musunuz? Medyaya ve sosyal medya trollerine gitti. Birçoğu kendileriyle ilgili soruşturma, evrak ve dosyalarıyla alakalı bilgileri buradan öğrendiler. Hani iç cepheyi güçlendirmekten bahsediliyordu ya. İç cepheyi işte böyle güçlendiriyorlar. Muhalifleri susturarak ve siyaseti de yargı eliyle baskı altına alarak. Tüm bunlar olurken Adalet Bakanı da AK Parti il başkanlıklarını ziyaret etmeye devam ediyor. Yargının tarafsız olması gerektiğini konuştuğumuz bir ortamda karşı karşıya kaldığımız durum bu” şeklinde konuştu.
“Türkiye'de hukukun geldiği nokta işte bu”
Recep Tayyip Erdoğan'ın üçüncü kez Cumhurbaşkanı adaylığına itiraz etmesinden sonra HSK’dan çıkarılan Ahmet Çakmak’ın Danıştay’a başvurduğunu hatırlatan Kavuncu,
“Danıştay beşinci dairesi içtihat değişikliğine giderek meslekten çıkarılma cezasına gerekçe olan fiilleri de değerlendirip ‘meslekten çıkarma kararı iptal edilmiştir’ diyor. Bu iptale rağmen HSK, 30 günlük yasal süresi içinde iptal kararını uygulamayarak zımnen reddediyor. Yani Ahmet Çakmak’ın göreve dönmesinin önüne geçiyor. Türkiye'de hukukun geldiği nokta bu arkadaşlar. Bunu biz daha önce defalarca açıkladık. Çok önemli ve büyük bir soruşturmayı başlatan savcı aynı zamanda mahkemeye bakacak hakimlerin ve her türlü itiraz mekanizmasının başına getirildi. Sonuç ortada. Buradan adalete dair bir şeyin çıkması mümkün mü? AK Parti iktidarı hukuksuzluğu bir norm haline getirmiş; kuralsızlık, hukuksuzluk, yandaşların kaydırılması da Türkiye’nin yeni normali haline gelmiş durumda” dedi.
“Mehmet Şimşek’in ekonomik programı çökmüştür”
Ekonomiye dair de değerlendirmelerde bulunan Kavuncu, “Bir arz krizi var. Gerek Hürmüz Boğazı'nın kapanması gerek enerjiyle ilgili yaşanan riskler. Bu arz krizini talep baskısıyla engelleyemezsiniz. Buradan iktidara sesleniyoruz. Bunu engellemenin yolu, iş yapmanın kolaylaştırılması, arzın önünün açılmasıdır. Turizm, Türkiye için çok önemlidir. Acilen turizmle ilgili yoğun bir kampanyanın yapılması şarttır. Aksi takdirde cari açık beklenenin çok ama çok üzerinde çıkacaktır. Tarım perişan vaziyette, çiftçimiz kan ağlamaktadır. Acilen çiftçiye; mazot ve gübre desteği açıklanmalıdır. Mehmet Şimşek’in ekonomik programı çökmüştür. Bu program. Sadece New Yorkluyu, Londralıyı mutlu eden bir program olmuş. Balıkesir'e Diyarbakır’a, Çorum’a, Erzurum’a, Adana’ya, Trabzon’a hiçbir faydasının olmadığı çok net olarak görülmektedir” ifadesini kullandı.
İngiliz bir ekonomistin, Türkiye Today'e yazdığı yazıda Bakan Şimşek’in Süperman gibi resmedilmesine işaret eden Kavuncu, “İşte size, bütün bu ekonomik programdan kimin memnun olduğunun en net göstergesi. Bu program bu millet için değil, yabancı yatırımcılar için, para babaları için, faiz lobiler için, dış güçler için bir şans” diye ekledi.