Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

"Yetti Artık! Israrla reddihakim talebinde bulundunuz"

Mahkeme başkanı “12 yıldır ceza yargılaması yapıyorum, ilk kez böyle şeyler duyuyorum” dedi

GÜNDEM 10.03.2026 15:46 Hakan SÖNMEZ 391 okuma Okuma Süresi: 6 dk
"Yetti Artık! Israrla reddihakim talebinde bulundunuz"
Paylaş:
N

"Israrla reddihakim talebinde bulundunuz, yetti artık"

Mahkeme başkanı “12 yıldır ceza yargılaması yapıyorum, ilk kez böyle şeyler duyuyorum” dedi

Mahkeme başkanı savunmalarla duruşmanın başlayacağını söyledi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin itiraz etti, avukat taleplerinin alınmasını istedi ve usule aykırı işlem yapıldığını belirtti.

Mahkeme başkanı, salondan tepkiler gelmesi üzerine “Dün ısrarla usule ilişkin talepleri sordum. Israrla reddihakim talebinde bulundunuz. Yetti artık, kötü niyet bu” diye yanıt verdi. Bir avukatın tensip zaptının okunmasını istemesi üzerine mahkeme başkanı, "Neyin peşindesiniz avukat bey? Herkes okudu zaten" dedi.

thumbs_b_c_774d607fee3a07185924624f2e642644

İmamoğlu; 'Bu iş başından beri siyasidir'

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri'de görülen İBB davasının ilk duruşmasının ikinci gününde sanık kürsüsünde konuştu.

iste-imamoglu-nun-savunmasinin-tam-metni-684887

İşte, İmamoğlu’nun sanık kürsüsünde mahkeme başkanıyla arasında geçen diyaloglardan kısa özet. 

Mahkeme Başkanı: Ne amaçla söz hakkı talep ettiniz?

Ekrem İmamoğlu: Şimdi sayın Hâkim, takdir edersiniz ki az önce özeti dahi dinlediğinizde, sanıyorum her satırda ismimin geçtiği bir özeti aktardınız. Ve bu aktardığınız özetle beraber, burada Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi davalarından birisi başlatılıyor. Elbette bir usule karar vereceksiniz ve kararı uygulayacaksınız. Savunma sıralaması vesaire… İşte az önce ifade ettiğiniz gibi bir listeden bahsettiniz. Dün bir bölümü yayınlandı. Sonra o kargaşada ekrandan kaldırıldı ve sonra avukatlar, bunu bir şekilde temin etti. Ben de bunu dün akşam gördüm. Bu sizin kararınız. Ama kararınızı vermeden önce de dinlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Bunu yapmadınız. Takdiriniz. Ama burada ‘sizi dinlemiyorum’ ya da ‘size söz hakkı vermiyorum’ demenizin hem yüce Türk yargısına… Ben avukat değilim, hukukçu değilim. Ama elinizde bulunan Ceza Muhakemesi Kanunlarına uygun olmadığını düşünüyorum. Şunu bilirim: Türk yargısı, adalet mülkün temeliyse, devletin temeliyse, sizin oradaki bakışınızla buradaki hiç kimse suçlu değil. Bir iddia makamı var… Bana göre yok hükmündedir. Bana göre tümüyle kusurludur. Bana göre tümüyle şaibelidir. Bana göre tümüyle suçludur. Bunlar gün gelince yargılanacak, bunlar konuşulacak.

Şu an karşınızda, huzurunuzda 15,5 milyon insanın oy kullanarak, Türkiye'nin birinci partisinin cumhurbaşkanı adayı olarak tariflediği bir kişi, 25,1 milyon insanın imza verdiği bir insan ve böyle bir kamuoyunda yüzde 70’e yakın, toplumun bu davanın bir siyasi dava olduğuna dair takdirinin olduğu bir yerde, ‘ben sizin önerinizi dinlemiyorum’ demek, baştan bu mahkemeye meşruiyet sorunu yaratır. Güven sorunu yaratır. Sonuçta sizin orada vereceğiniz karara kim karışabilir?

Mahkeme Başkanı: O zaman şöyle yapalım. O koşullara girmeyelim de talebinizi biz alalım…

Ekrem İmamoğlu: Sayın Hâkimim, o koşullara girmeden talep olur mu? Burada benim avukatlarımın size ‘bir seslensin’ demekteki kastı budur. Yoksa ben burada caminin içinde miting yapanlar gibi miting yapacak halim yok. Ben dertliyim. Ben 3000 yılla yargılanıyorum Sayın Hâkim. 3000 yıl!

Mahkeme Başkanı: Savunma hakkınızı vereceğiz zaten Ekrem Bey.

Ekrem İmamoğlu: Sayın Hâkim, lütfettiniz! Çok teşekkür ederim savunma hakkımı verdiğiniz için. Yani onu da vermeseydiniz, başka ne olurdu acaba?

Mahkeme Başkanı: Başka hangi yönlerden kısıtlama var?

Ekrem İmamoğlu: Anlatıyorum işte. Ben diyorum ki; kısıtlamayı anlatayım, talebimi anlatayım, takdir sizin. 15 dakika! Müsaade ederseniz… Sayın Hâkim, burada başından beri konuşulan, bütün anlatılan, az önce üyenin okuduğu iddianamenin özetinin bile sonundaki tek kelime ne biliyor musunuz? Eeee! Bakın inanın ‘eee’! Niye?

Mahkeme Başkanı: Buralara savunmanızı yaparken girersiniz…

Ekrem İmamoğlu: Sayın Hâkim, bir müsaade edin... Bakın olmaz böyle ama. Müsaade edin bir cümleyle nasıl savunma anladınız. Tabii ki savunacağım. Her cümlemle kendimi savunacağım. Yani yapmayın. Bakın böyle dinlerseniz, 10 dakika, 15 dakika bu iş biter; yine takdirinizi uygularsınız. Yapmayın lütfen. Onun için niye öyle denir biliyor musunuz? Çünkü iddianamenin başından itibaren ortaya konan net bir tavır var. O da nedir biliyor musunuz? Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü'nü ele geçirmek, İstanbul'u ele geçirmek, Türkiye'yi ele geçirmek, Cumhuriyet Halk Partisi'ni ele geçirmek, Cumhuriyet Halk Partisi'ni ele geçirdikten sonra her şeyi yönetmek… Yani vesaire vesaire… Yani meselenin özü, siyasidir. ‘Ahtapotun kolları’ diyerek, burada bu işin başında bulunan başsavcı görünümlü siyasetçinin Ankara'ya ahtapotun kolları üzerinden nasıl selam çaktığı ortadadır. Görevi aldıktan sonra siyasi kimlikle bu işi yürüttüğü ortadadır. Onun için bu, bir siyasi davadır.

'Efendim, en son sizi dinleyeceğim' diyorsunuz. Ya bu davanın her sayfası Ekrem İmamoğlu... Ben en son da konuşurum, ilk başta da konuşurum. Bakınız; oradaki şeffaflık dahi önemlidir. Yani burada kıymetli avukatlar var, çok deneyimli insanlar var. Türkiye Barolar Birliği Başkanı var, İstanbul Barosu Başkanı var, başka baro başkanları var. Sizin meslektaşlarınız olan bu insanlar, kapınızı çalarak bilgi almaya gayret ettiler. Ben her defasında sordum; ortada tek bir bilgi yok. Siz ise 'Gidin bunun fotoğrafını çekin ve oradan faydalanın' diyorsunuz.

Mahkeme Başkanı: Bunu kayda alalım.

Ekrem İmamoğlu: Bu ülkenin, bu milletin... Yahu şu mahkeme nedir biliyor musunuz? Bir kişinin kendini en çok güvende hissedeceği yerdir. Burada ben ne bir tek jandarma kardeşimin üzerine vücudum değsin isterim, ne burayı yöneten komutana karşı sesim yükselsin isterim. Ben, Jandarma Alay Komutanlığı’nın yanında, köyde onlarla; onların peşinden terleyerek, koşarak, idman yaparak büyüdüm. Çocukluğumda köyümde bulunan jandarma alay komutanlığında bölükler koşarken, onların arkasında beş-altı yaşında koşarak büyüdüm ben. Askerin kıymetini bilirim, bu bayrağın kıymetini bilirim; bana kimse bunu öğretemez.

Dün bu kargaşa yaşandı. Sabah asker arkadaşlar... Ne yapmanız gerekir biliyor musunuz? Ara verdikten sonra, lütfen istirham ediyorum. Bırakın bu arkadaşlarımızı. Görevlerini başka bir yerde yapsın. Bırakın biz burada saygın bir biçimde sizinle bu süreci yönetelim…

Mahkeme Başkanı: Tamamlayalım lütfen… 20 dakikadır konuşuyorsunuz.

Ekrem İmamoğlu: Bakın böyle kapatırsanız burada, merakınızı anlarız; olmaz. Yassıada'yla Silivri’yi eşleştiriyorlar. Ben hakaret etmiyorum. Bakın; başsavcı görünümlü siyasetçi diyorum. Kötü bir şey mi?

Mahkeme Başkanı: Savunmanın dışına çıkıyor.

Ekrem İmamoğlu: Hayır, hayır hiç ilgisi yok. Tamam bitiriyorum. Bitiriyorum. Bitiriyorum. Son cümlem... Diyor ki, ‘Niye siyasi? ‘Ekrem İmamoğlu'nun mensup olduğu siyasi parti Cumhuriyet Halk Partisi’nin ele geçirilmesi ve sonrasında gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderini aday göstermesi… Fon oluşturması!’ Yani 2001'de, 2002’de edilen sözlere bakıyorum aynısı. Bu, bin 100 odalı sarayda mı yazıldı? Yoksa adliyede mi yazıldı? Emin değilim…

Mahkeme Başkanı: Buradan nereye varacaksınız?

Ekrem İmamoğlu: Şuraya varacağım: Bunu düzeltmekle yükümlüsünüz. Benim avukatlarımla sağlıklı köprü kurarak, diğer avukatlarla da sağlıklı bir köprü zemini oluşturarak lütfen istişare ediniz. Bunu böyle basit mi görüyorsunuz?

Mahkeme Başkanı: Bunda ne var?

Ekrem İmamoğlu: Hayır bunu böyle basit mi görüyorsunuz? Bakın, el kol hareketiyle, bana sözüm ona laf yetiştirmeye çalışan arkadaşı ben muhatap almam. Bunlar, genç arkadaşlar. Bunların daha ders alacağı çok şey var. Ama bu şekilde yaparsanız olmaz. Burada sizin onlara vereceğiniz düstur, prensipler, yüce Türk yargısıyla tarihe geçecek. Yani şöyle ifade edeyim: Yassıada'da da ‘senli benli’ konuşmalarla başladı mesele. Burada da böyle başlarsa olmaz. Özür dilemek kadar asil bir şey yoktur. Olur ya sesim size yanlış gelmiştir. Canınızı sıkmıştır. Kalbinizi kırmıştır. Sizin üzerinize almışsınızdır meseleyi. Affola. Hiç sorun yok. Ama bir yanlış yaptıysak geri dönelim.

Bakın; evim basıldı, evim! Ve yine Ramazan ayında burada duruşma yapıyoruz. Bu cennet vatanda birbirine vicdanla, ahlakla, erdemle bakan insanların Ramazan ayında yaşatılana ve yaşanana bak. Neyle ilgili? Koltuk hırsıyla ilgili. Lütfen ama lütfen… Bakın Ramazan ayındayız, bayram geliyor. Bu arkadaşlarımı evlerine yollayın. Bu sistemin derdi benimle. Ben burada sizinle bu süreci yönetmeye hazırım. Savunmamı yapmaya hazırım. Bu insanları tutuksuz yargılayın. Bu insanlar tutuksuz yargılansın. Anneler, çocuklarıyla buluşsun. Çocuklar, evlerine gitsin. İnsanlar, hasta. Gitsin, tedavilerini yaptırsın, duruşmalara gelsin. Benimle bu şekilde bir süreç yönetin. Bu yaptığınız liste yanlıştır, uygulama yanlıştır. Çoklu söz alma hakkımı sizin takdirinize sunuyorum. Bütün arkadaşlarıma Allah sağlık versin. Bu milleti, bu memleketi kula kulluk edenlerden ve emir kulu olanlardan Allah korusun. Özgür iradesi olan insanların, bu millete ve bu memlekete hizmet edeceği günler yakındır. Saygıyla selamlıyorum.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Tivi6 Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
"Manisa çok özel buluşmalara ev sahipliği yaptı."
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
"Manisa çok özel buluşmalara ev sahipliği yaptı."
WhatsApp
İhbar Hattı