“Keşkek Yatağında Dana Antrikot”
Günlerdir “Milletimiz ney yiyorsa biz aynı şeye talibiz. Gerekirse suyla da orucumuzu açarız” diyenlerin Mecliste Kral ve Kraliçelere layık sofrayı savunmalarına şahit oluyoruz.
O, sıradanmış ve basite indirgenmeye çalışılan yemek masasının gündemden düşmesi için “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) değerini aşağı çeken bu tartışmalara müsaade etmeyelim” demekten bile geri kalınmadı.
Peki, “biz neyiz, suyla da orucumuzu açarız” diyenlerin Numan Kurtulmuş’un iftar sofrasında neyle oruçlarını açtıklarına bir bakalım.
Yan Başlangıç: Lebeniye Çorbası
Başlangıç; Bal, Kaymak, Hurma, Gün Kurusu, Badem, Ceviz, Beyaz Peynir, Eski Kaşar, Pastırma, Domates, Salatalık, Mevsim Yeşilliği, Çiğ Köfte, Siyah ve Yeşil Zeytin
Ana Başlangıç; Keşkek Yatağında Dana Antrikot
Karamelize Soğanlı Avakado Favalı Enginar
İçli Köfte ve Sebzeli Çıtır Börek
Çilekli File Bademli Narlı Yeşil Salata
Fındıklı Narlı Sütlaç
Zencefilli Sumak Şerbeti.
Önce TBMM’nin itibarı dendi olmadı. Sonra olayı “gerekirse orucumuzu suyla açarız” dendi o da olmadı. Baktılar bu da tutmayacak “Devletten değil kendi cebimizden öde-dik” cümlesini icat ettiler.
Sanki, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un bir ara masa masa dolaşıp yemek parası topladığını gördüm gibi. Hatta 500 bin lira ile geçinemeyen Tekirdağlı hemşehrim Ak Parti Milletvekili (köfteci) Mestan’dan para bile almadı.
Hadi diyelim ki keşkeği, antrikotu, ve o güzelim antrikot yatağını cebinizden ödediniz. Peki, aşağıdaki aşçılar dediğiniz aşçıların, masalarınıza servis yapan elamanların, düzenlenen iftar programına giderken kullandığınız arabanın, sizi oraya götüren şoförün, yanınızda taşıdığınız korumanın ya da yemeğinizi yedikten sonra tabakta kalan yataklı antrikotun yağını, içtiğiniz çorbanın kâsesini yıkayan bulaşıkçıların parasını da mı cebinizden ödemiştiniz.
Gerçekten o masa da, “utanmıyoruz” denilerek hakkı yenilen insanların. 22 bin lira asgari ücret alan işçi ve 20 bin lira maaş alan emeklinin. Milyonlarca işsizin. Açlık sınırında yaşayan 16 milyon insanın. Akşam olsun da pazarda yerlere atılan sebze ve meyveleri toplamanın derdine düşen ailelerin. KPSS’den 90 puan alıp mülakatla elenip geleceği karartılan gençlerin. Askıda ekmeğe muhtaç bırakılan insanların. Çiftçinin, Esnafın, köylünün, sanayicinin, öğrencinin, hastaların, evine eli boş giden babaların, annalerin gözünün içine bakan çocukların hiç mi hakkı yoktu?