Tarihi 10 bin yıl öncesine uzanan Ankara, Hititler, Frigyalılar, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Şehrin adı, Frig dilinde “gemi çapası” anlamına gelen “Ankyra” kelimesinden türemiş olup, tarih boyunca “Angora” adıyla da anıldı.
Milli Mücadele döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla önemli bir merkez haline gelen Ankara, Kurtuluş Savaşı’nın yönetildiği şehir olarak öne çıktı. Lozan Antlaşması’nın ardından başkentlik statüsü resmileşen şehir, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Türkiye’nin yönetim merkezi oldu.
TİCARET, SANAYİ VE KAMU HİZMETLERİNİN AĞIRLIK KAZANDIĞI BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜ
Ekonomik yapısı Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarım ve hayvancılığa dayanırken, zamanla ticaret, sanayi ve kamu hizmetlerinin ağırlık kazandığı bir yapıya dönüştü. Günümüzde savunma sanayi, metal, otomotiv ve teknoloji sektörleri öne çıkarken, kamu istihdamı da şehir ekonomisinde önemli bir yer tutuyor.
Eğitim düzeyi yüksek nüfusuyla dikkat çeken Ankara, Türkiye’nin en fazla üniversiteye sahip ikinci ili olma özelliğini taşıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi gibi uluslararası düzeyde tanınan yükseköğretim kurumlarına ev sahipliği yapan kent, aynı zamanda güçlü ulaşım ağıyla ülkenin tüm bölgelerine bağlanıyor.
KÜLTÜREL AÇIDAN ZENGİN BİR YAPIYA SAHİP
Kültürel açıdan da zengin bir yapıya sahip olan Ankara; Ankara kedisi, keçisi ve armudunun yanı sıra yöresel lezzetleri ve termal turizm merkezleriyle biliniyor. Beypazarı ve Kızılcahamam gibi ilçeleri ise hem doğal güzellikleri hem de turistik değerleriyle öne çıkıyor.
Bugün Ankara, tarihi mirası ile modern kent kimliğini bir arada taşıyarak Türkiye’nin siyasi ve idari kalbi olmayı sürdürüyor.