Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin,
il ve ilçe başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında yapmış
oldukları konuşmanın metni aşağıdadır.
Mukaddesatımızın mübarek bir zaman aralığında, Ramazan-ı Şerifin bu
muazzez akşamında, kurulan mütevazı iftar sofralarının etrafında sizlerle
buluşmaktan, sizlerle aynı havayı solumaktan çok bahtiyarım.
Sözlerimin başında hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyor, her
birinize ayrı ayrı hoş geldiniz diyorum.
İl ve ilçe başkanlarımızın tam kadro halinde katıldığı bugünkü iftarprogramımız, aynı zamanda gönüllerin birleşmesine, aynı zamanda ülkülerin
kenetlenmesine, aynı zamanda ülküdaşlık hukukumuzun pekişmesine daha da
ivme verecektir.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin teşkilat yapısı hamd olsun çelik gibi
sağlamdır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset ve fikir anlayışı hamd olsun sağlıklı,
sağgörülü, sağduyuludur.
İl ve ilçe teşkilatlarımızın kendi yörelerindeki siyasi faaliyet ve çalışmaları
ise ziyadesiyle takdire şayandır.

Önce ülkem ve milletim diyen bir fedakârlık timsaliyiz.
“Devlet ve milletiyle, hep birlikte ve her şeyden önce Türkiye” seslenişinin
inanmış temsilcileriyiz.
Aklımızda hep Türk milleti, her zaman Türkiye Cumhuriyeti vardır.
Kafamız toplumsal sorunlarla mayalanmaktadır.
Ülkemizin her yerinde üç hilal huzur vadetmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı yalnızca Türkiye’nin değil,
Türk dünyasının, İslam aleminin ve tüm mazlumların umudu haline gelmiş
durumdadır.
Yükümüz ağır olabilir.
Yolumuz uzun ve çetin de görülebilir.
Ancak sahip olduğumuz akıl, sabır, iman ve irade gücüyle hiçbir zorluğa,
hiçbir yokluğa, hiçbir ayak oyununa boyun eğmeyeceğimiz de herkesçe
bilinmelidir.
Kaldı ki bunun yaşayan tanık ve kefilleri sizlersiniz.
Kıt imkanları zengin bir mücadele azmine dönüştüren dava insanları olarak
alayınızla gurur duyuyorum.
Hayatın olağan akışı içinde pek çok sorunla karşılaşmanıza rağmen üç
hilalin itibar ve iffetini yere düşürmeyen gönül insanları olarak hepinizle iftihar
ediyorum.

Milliyetçi Ülkücü Hareketi engellemek için her çirkefliğe, her çirkinliğe
tevessül edenleri elinizin tersiyle itip, hayır, bu kutlu hareketi
engelleyemezseniz, bu tarihi kervanı durdurmazsınız diyerek haklı davanıza leke
düşürmediğinizden dolayı her birinizi gönülden kutluyorum.
Bizler tek yumruk olursak karşımızda kimse tutunamaz.
Bizler ortak akıl, ortak ağız, ortak vicdan halinde duruş gösterirsek
sağımıza solumuza, yanımıza yöremize kimse yanaşamaz.
Fitne oklarını varoluşumuzun hisarlarına yağmur gibi fırlatanlar ne kadar
yaygın ve yoğun olursa olsun ferden ferda biriken saflarımızı bozmadıktan sonra
hiçbir işe yaramaz, hiç kimse de sonuç alamaz.
Teşkilat demek; gören göz, duyan kulak, konuşan dil, çarpan kalp, dönen

çark, ortak kader ve karar mizanında her gün yeniden güncellenen ve gücüne
güç katan dinamik bütünlük demektir.
Teşkilat demek; bir bedenin canlılığını koruması için kan taşıyan sayısız
damar neyse; mesajlarımızı, özlemlerimizi, ülkülerimizi vatanımızın her yerine
ulaştıran müteyakkız şuur demektir.
İşte bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57 yıllık şanlı ve şerefli
mazisinin en mümeyyiz vasfı elbette güçlü teşkilat bünyesidir ve bu bünyeye
ruh aşılayan muhterem dava ve gönül insanlarımızın fazilet, feragat, feraset ve
emsalsiz özverileridir.
İnsansız siyaset olmaz.
Siyaset insansız yapılamaz.
Nitekim siyasetimizin öznesi de her zaman insanla ihata edilmiştir.
İnsan-insan, insan-toplum, insan-devlet ilişkilerini doğru okumalıyız.
İnsandan yola çıkarak toplum ve millet bağlarını isabetle yorumlamalı,
buna müzahir siyaset oluşturmalıyız.
Şu gerçeği gönül huzuruyla paylaşmak isterim ki, tam 57 yıldır yaptığımız,
yapmayı amaçladığımız da aynısıyla budur.
Dik baş, tok karın, mutlu yarın derken kast ettiğimizle; Türkiye’nin tok
esirler, aç hürler ülkesi olmayacağına dönük hedefimizin kesiştiği nokta insani
değer ve emanetlerdir.
Huzurlu insan, huzurlu insanlık arayışımız hiç bitmeyecektir.
Güvenli toplum, müreffeh millet, güçlü devlet gayemiz hiç zaaf
geçirmeyecektir.

Buna bağlı olarak 2053’de, yani İstanbul’un fethinin 600’uncu
yıldönümünde süper güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız.
Türk ve Türkiye Yüzyılı, refah ve bereket yüzyılı olacaktır.
Türk ve Türkiye Yüzyılı, barış ve kardeşlik yüzyılı olacaktır.
Türk ve Türkiye Yüzyılı, kabuğunu kıran, kamburlarını atan, dar kalıplarını
yaran, karanlık kampanyaları yıkan, kadife eldiveniyle dosta güven, düşmana
korku salan büyük Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır.
İnandık, başaracağız.
4
İrade gösterdik, muhakkak varacağız.
Kendimize güveniyoruz.
Milletimize güveniyoruz.
Devletimize güveniyoruz.
Kudretimizin ve kuvvetimizin milli birlik ve kardeşliğimizin aşılmaz suru
olduğunu biliyor, görüyor ve buna sonuna kadar güven duyuyoruz.
Ayrılığın, ayrımcılığın ve bölücülüğün dalga boyu yüksek akıntılarına
göğüs geriyoruz.
Birlikte ağlayıp birlikte gülen bir milletin onurlu ve şerefli evlatlarının
arasına hiçbir çomağın sokulamayacağını haykırıyoruz.
Diyarbakır’dan Trabzon’a; Hakkari’den Edirne’ye; Artvin’den Mersin’e;
Şırnak’tan İzmir’e biriz diyoruz, diriyiz diyoruz, kardeşiz diyoruz, Türk
milletinin teslim alınamayacak tek iradesiyiz diyoruz.
Büyük devlet adamı Tonyukuk diyor ya;
“Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız
etrafımızda ocak gibiydi; bizde hepsini yakacak ateş idik.”
Milli birlik ve kardeşliğimiz yegane güvence, geleceğimizin de ümit
kaynağıdır.
Ne bu güvence kaybolacak ne de bu kaynak kuruyup kapanacaktır.
Hep ileriye doğru adımlarımızı atacağız.
Geçmişimizi unutmadan, fakat sürekli olarak dikiz aynasına da bakmadan
yeni yüzyılın rotasını isabetle çizeceğiz.
Nereye gidiyorsunuz diye soranlara, hep birlikte Kızılelmaya diyeceğiz.
Nasıl gideceksiniz diye soranlara, yan yana, gönül gönüle, kardeşliğin ve
kader ortaklığının ilhamı ve imkanıyla diyeceğiz.
Gidince ne yapacaksınız diye soranlara da, İ’la-yı Kelimetullah sancağı
altında toplanacağımızı söyleyeceğiz.
√ Kendi yatağımızı kendimiz açarak,
√ Kendi akışımızı kendimiz sağlayarak,
√ Önümüze çekilmiş bariyerleri günbegün aşarak,
5
√ Birleşecek gövde arayan başka pınarları aramıza katarak Türk-İslam
ülküsünün mecrasında tıpkı bir akıncı ruhuyla akacağız, akacağız, akacağız;
nihayet bayraklaşıp yükseldiğimiz yerden bir daha asla inmeyeceğiz.
57 yıl boyunca;
Çelme taktılar, tökezledik, ama düşmedik.
Arkamızdan ittiler, sendeledik, ama eğilmedik.
Kuyuya attılar, vakti saati geldiğinde Yusuf olup çıktık.
Mahkûm ettiler, vatan sağ olsun dedik.
Mağdur ettiler, kaderimiz buymuş, Allah bizimledir dedik.
Azığımız ıstırap olsa da yeise kapılmadık.
Bulanık akan suların günü geldiğinde durulacağına inandık.
Gökyüzüne direkleri kuracağımız günleri saydık.
Kurban olduk vatana, kutup yıldızı gibi parladık.
Şairin dediği gibi:
Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır,
Külümüzden yükselen duman bizden yanadır,
Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır,
Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır.
Dahası irade bizden yanadır. İstikbal bizden yanadır. İstiklal bizden
yanadır.
Yetmez, millet bizden yanadır. Tarih bizden yanadır. Talih bizden yanadır.
Bu da yetmez, elleri nasır tutmuş analar bizden yanadır.
Başını niyazla semaya çevirmiş babalar bizden yanadır.
Dedeler, nineler, henüz bıyığı terlememiş sabiler bizden yanadır.
Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.
Biz Cumhur İttifakı’yız.
Biz doğudan batıya, kuzeyden güneye büyük bir aile olan Türk milletiyiz.
Değerli Arkadaşlarım,
“Terörsüz Türkiye” hedefimiz zamanın ve çağın ibresini milletimiz lehine
6
çevirecek güçlü bir hamledir.
Bu hedef kalıcı barış ve huzurun müjdesidir.
Bu hedef bin yıllık kardeşliğimizin hayat pınarıdır.
Bu hedef karışan ve kaynayan, aynı şekilde artan risk ve tehditlerle
kanayan ve karmaşıklaşan bölgesel ve küresel anafora karşı milletimizin kendi
azim ve iradesiyle hamle üstünlüğü kazanmasıdır.
Pakistan ile Afganistan savaştadır.
Rusya ile Ukrayna savaştadır.
ABD-İsrail ortaklığı İran’la savaş halindedir.
Enerji dengeleri, ticaret rotaları, ekonomik sistemler, stratejik ittifaklar,
siyasi ve diplomatik ağlar bambaşka ve tehlikeli bir noktadadır.
Geçtiğimiz ay yapılan Münih Güvenlik Toplantısı’nın sonuç raporunda;
yaklaşık 80 yıl sonra ABD liderliğindeki 1945 sonrası uluslararası düzenin
yıkıma uğradığı, ABD düzenin yine doğrudan ABD tarafından tahrip edildiği
ifade edilmişti.
Mevcut uluslararası kurum ve kuralların yıkım altında olduğu da
belgelenmişti.
Yıkılanın ne olduğu bilinse de, bunun yerine ne konulacağı, kimlerin
koyacağı belirsizdir.
Afganistan-Pakistan arasındaki silahlı çatışmanın geri planında hakimiyet
mücadeleleri vardır.
İran’ın Siyonist-emperyalist şiddet tarafından abluka altına alınması da
stratejik, ekonomik ve politik hedeflerle ilişkilidir.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş coğrafyalar artık her ihtimale açık
haldedir.
İran’ın farklı kentlerine isabet eden füzeler sonucunda, bu ülkenin yüksek
misilleme yapmasıyla Katar’dan Kuveyt’e, Bahreyn’den Suudi Arabistan’a,
Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ürdün’e, Güney Kıbrıs’tan Umman’a kadar
ABD üslerinin bulunduğu ülkeler havadan vurulmuştur.
Savaş çok vahim derecede tırmanmaktadır.
Komşu coğrafyaların gökyüzü füze ve insansız hava araçlarının karşılıklı
7
uçuşlarına ve müteakiben de tespit edilmiş nokta hedeflere ulaşmasına sahne
olmaktadır.
Mezkur çatışmaların kontrolden çıkması, yaygınlık kazanması, hatta
küreselleşmesi kaygı duyulan bir ihtimal haline gelmiştir.
Bu haksız ve hukuksuz savaşı başlatan bellidir.
İsrail’in tahrikleriyle, diplomatik namusun göz ardı edilmesiyle, süregelen
müzakerelerin tek taraflı askıya alınmasıyla komşu coğrafyalar silah ve
çatışmaların tasallutu altına girmiştir.
Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hakim olmalıdır.
Silahlar mutlaka susmalı ve ateşkes ilan edilmelidir.
Şayet ABD-İsrail ile İran arasındaki karşılıklı hava saldırıları durmazsa,
muhtemel kara harekatının neden olacağı kıvılcım 3.Dünya Savaşı’nın taşlarını
birer birer döşeyecektir.
Bu felakettir.
Bu dehşet dengesi son bulmalıdır.
Yanlıştan dönmek bir erdemdir.
Uluslararası hukukun şemsiyesi altında biraz canlılık emaresi gösteren
Birleşmiş Milletler derhal devreye girmelidir.
Çatışmaların Rusya Federasyonu’na, Çin Halk Cumhuriyeti’ne, Avrupa
ülkelerine çok boyutlu tesir etmesi halinde cehennemin kapıları beşeriyetin
önüne açılacaktır.
ABD Başkanı Trump, Kongre’den yetki almadan Venezuela’dan sonra
başlattığı İran operasyonunun bedelini çok yönlü ödeme tehlikesiyle karşı
karşıyadır.
Amerikan Anayasası’nın I.Madde 8.Bölümü kapsamında; savaş ilan etme,
ordu kurma ve destekleme, donanma sağlama ve sürdürme, askeri harcamaları
finanse etme ve düzenleme yetkisi sadece ve sadece Kongre’ye aittir.
Kongre’den böylesi bir karar çıkmadığına göre, ABD’yi yöneten karanlık
üst akıl kim veya kimlerdir?
Siyonist lobi, dahası cani Netenyahu ABD yönetimini kafa kola nasıl
alabilmiştir?
8
Baştan ayağa çelişkiyle bezenmiş bu rezalet tablo evlatlarını haksız ve
hukuksuz bir savaşta kaybeden ABD halkına saygısızlık değil midir?
ABD halkı bu savaştan ne kazanacaktır?
Ne çıkarı olacaktır?
Uzayan bir savaşta çok sayıda ölüm olması halinde bunun altından kim
veya kimler nasıl kalkacaktır?
25 yıl boyunca devam eden Vietnam kabusu ne çabuk unutulmuştur?
Doğrudur, kurallara dayalı uluslararası düzen yıkım altındadır.
Fakat bu yıkım bununla sınırlı kalmayacak, pek çok çatıyı da uçuracaktır.
Türkiye olarak dost, kardeş ve komşu ülke İran halkının her zaman
yanındayız.
Barışı savunuyoruz, huzuru savunuyoruz, diplomatik görüşmeleri
savunuyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı temasları da çok değerli ve yerinde
buluyoruz.
İran’ın dini liderine, ailesine, bunun yanında Savunma Bakanı’ndan
Genelkurmay Başkanı’yla çok sayıda üst düzey devlet görevlisine yapılan
suikastları bir kez daha kınıyoruz.
İstihbarat operasyonlarıyla hazırlanan bu suikastların ahlaka, hukuka, insan
haklarına temelden karşı olduğunu değerlendiriyoruz.
Çevremizde bunlar olup bitiyorken, bizim içimizde barışmamız, eğer varsa
kırgınlıkları gidermemiz, milli birliği tahkim ve takviye etmemiz binlerce yıllık
devlet ve millet aklının muazzam bir iradesidir.
Şucular bucular rahatsızmış, onlar bunlar hoplayıp zıplıyormuş, hepsi fason
iddia, hepsi fosilleşmiş söylemdir.
Terörsüz Türkiye, Türk milletinin yeni yüzyıla açılan huzur sancağıdır.
Bu sancak düşmeyecek, Türkiye bölünmeyecek, şu mübarek günlerin
mehabet ve muhabbet iklimi Allah’ın izniyle kökleşip kalıcı nitelik
kazanacaktır.
Gündüz vaktinin korkak gecelere, nezih ve serazat bir kalbin zalim
bedenlere acıdığını en iyi bilen, en iyi gören Milliyetçi-Ülkücü Hareket’tir.
9
Toprağına merhamet tohumu serpilmeyen ülkeler, nice fatihlerin matemi ve
mezarı olmuştur.
Gönüller arasında karanlık uçurumlar açan anlayışsızlık, katılık, kötülük,
sevgi kıtlığı ve bunlardan mülhem insani felaketler merhamet cevherinden
mahrumiyetin çok soğuk esintisidir.
Bu esintiye yüreğimizin sıcaklığıyla direniyoruz.
İftira salgınına inancımızın şifasıyla karşılık veriyoruz.
Biz merhameti de biliriz, mertliği de biliriz, mefkûreyi de biliriz, melanet
emellerden hesap sormasını da mutlaka bileceğiz.
Biz bu ülke, bu vatan, bu bayrak uğruna, rahmetle ve hürmetle andığımız
hilal kaşlı, kurt bakışlı binlerce şehit verdik.
Şafağı ağarmayan nice zifiri karanlıkları yendik.
Gideni gelmeyen, ağlayanı gülmeyen, feryadı dinmeyen, hüsranı bitmeyen,
ancak imanlı mücadelesi de asla eksilmeyen zulmet dolu senelerde kendi
yarasını iyileştiren bir aslan gibi doğrularak kükremesini bildik.
Bu kükreyişin semeresi ve mecmuu olarak barış, huzur ve kardeşlikten
başka herhangi bir alternatifimiz olmadığının da bilincindeyiz.
Aziz Dava Arkadaşlarım,
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türkiye’ye sahip çıkacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türk ve Türkiye Yüzyılını
inanç ve irfanla inşa edecektir.
Endülüs’ü fetheden Tarık Bin Ziyad’ın dediği gibi, arkamızda düşman gibi
deniz, önümüzde deniz gibi düşman olsa da geri dönmeyeceğiz, sabır ve
sadakatle ömür verdiğimiz haklı mücadelemizden ödün vermeyeceğiz.
Bizi meşgul edip Türkiye üzerinde oyun kuracağını zanneden, siyaseti
sokak dedikodusuna çeviren, davamızın iffetine çamur atmaya kalkışan,
Bozkurdu çakala boğdurmak için fırsat kollayan ahmaklara, asalaklara,
aşağıların da aşağısına yuvarlanmış arsızlara en küçük geri adımımız söz konusu
olursa diyorum ki, gök girsin kızıl çıksın.
Hepsine birden de meydan okuyorum.
Etrafımızda dolaşanları görüyoruz.
10
Zehir ve zillet saçanları anbean takip ediyoruz.
Fitne yayan siyasetçileri, sözde gazetecileri, sosyal medya farelerini,
ülkeden korkakça kaçmış şerefsizleri, FETÖ’cü hainleri, bölücü mihrakları, dış
bağlantılı casusları, köksüzleri, kimliksizleri, millet ve milliyet hasımlarını rezil
rüsva etmek için uygun zamanı sabrın gücüyle, Allah’ın inayetiyle, milletimizin
metanetiyle bekliyoruz.
Vizyonu yetmeyenlerin menzillerinin tükendiği yerde terk etmeleri, hızlı
koşanların soluk almak için duraksamaları, hatta farklı etkilerin sonucu
değişmeleri, dönüşmeleri, yılmaları, umutsuzluk ve yılgınlığa düşmeleri her
zaman mümkündür ve beklenmelidir.
Bu nedenle sizlere düşen görev, kafa karıştıran, akıl çelen, zihin bulandıran
bozuk zihniyetlerin etki alanına girmeden hak bildiğiniz yolda arkanıza
bakmadan hızlı adımlarla yürümektir.
Memnuniyetle ifade ediyorum ki, bunu da göz kamaştıran şekilde
yapıyorsunuz.
“Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleriyle “Derdin Derdimizdir” sohbet
toplantıları kapsamında hayranlık uyandıran çalışmalara imza attınız.
Buna da devam ediyorsunuz.
24 Ekim 2025 tarihinden bugüne 81 ilimizde, 963 ilçemizde tam 168 bin 91
program yapılmıştır.
Hepinize helal olsun, hepinizden Allah razı olsun, her birinizin tertemiz
alnından öpmek de boynumun borcu olsun.
“Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleriyle “Derdin Derdimizdir” sohbet
toplantılarının temin ve takibinden sorumlu Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel
Başkan Yardımcımız Sayın Prof.Dr.Edip Semih Yalçın başta olmak üzere,
Başkanlık Divanı üyelerimize,
MYK-MDK üyelerimize, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza,
Tüm dava arkadaşlarımızla birlikte burayı şereflendiren her il ve ilçe
başkanımıza gönül dolusu teşekkür ve takdirlerimi seve seve paylaşıyorum.
Rabbim eksiliğinizi göstermesin diyorum.
Tuttuğumuz ve tutacağımız oruçlar, yaptığımız ve yapacağımız ibadetler
kabul ve makbul olsun inşallah.
11
Hepinizin Ramazan ayını tebrik ediyor, nice iftar sofralarında tekrar bir
araya gelmeyi diliyorum.
Konuşmamı noktalarken alayınızı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
İl ve ilçelerinizde yaşayan aziz vatandaşlarımıza selamlarımı götürmenizi
rica ediyorum.
Yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun.
Allah korktuklarınızdan emin, umduklarınıza da nail eylesin.
Sağ olun, var olun.