“Bir grup etnik saplantılı şımarık”
Dervişoğlu “Oralara mesaj, temsilci gönderen var. Zamanı gelince hesaplaşılacak”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, haftalık grup toplantısında çözüm sürecine dair itirazlarını sürdürürken İran savaşına dair konuştu. Bölgesel tehditler artarken, sürecin Türkiye’yi kırılganlaştırdığını savunan Dervişoğlu, partisinin tutumunu ve önerilerini açıkladı.
Nevroz mitinglerine tepki:
Dervişoğlu “Sen baharı ‘Nevruz’ diye mi karşılıyorsun, ‘Nevroz’ diye mi karşılıyorsun, bizim meselemiz bu değildir” diyerek başladığı sözlerine Nevroz mitinglerindeki manzaralara tepki gösterdi.
Konuşmasında, “Bir grup etnik saplantılı şımarık, Türkiye’nin dört bir yanında gövde gösterisi yapıyor. Eli kanlı katili övüyor diyen Dervişoğlu şunları söyledi.
İsim vermeden CHP’yi eleştirdi.
Diyarbakır’da Nevroz mitingine CHP Genel Başkanı Özgür Özel mesaj göndermiş, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise İstanbul mitinginin ardından bir mesaj paylaşmıştı. Dervişoğlu isim vermedi ancak “Meydanlarda olan, bir de meydanlarda olanları kutsayan var. Oralara mesaj, temsilci gönderen var. Onları görmediğimizi kimse zannetmesin. Zamanı gelince kiminle hesaplaşılacaksa onunla hesaplaşılacağını da bu millet iyi bilsin” diye eleştirdi.
Dervişoğlu “Süreciniz batsın, anlayışınız batsın" diyerek ifadesinde şu sözlere yer verdi.
Konuşmasına, doğu ve güneydoğu bölgelerinin yüksek ekonomik potansiyele ve uluslararası ticaret fırsatlarına sahip olduğunu söyleyn Dervişoğlu “Bu fırsatlara kafa yormak, GAP’ı tamamlamak yerine uğraştıkları işlere bakın. İşleri güçleri Kürtlere vasi tayin etmek, teröristbaşına statü aramak. Tarımı ve hayvancılığı bilinçli olarak bitirdiler. Ülke et krizi yaşıyor, meralar bomboş ama biz katillere statü derdindeki süprüntülerle uğraşıyoruz” diye devam etti.
“Ağacılar, Beyciler, Biatçılar, Örgütçüler”
“Kimse alınmasın, bu ülkede vatandaşlık sorunu var. Cumhuriyet mefhumuna düşmanlık güdenlerin; ağacıların, beycilerin, biatçıların, örgütçülerin türlü biçimlerde yol açtığı bir yurttaşlık sorunu var. Yani Türk sorunu var. Bu soygun düzenine, bu yağma düzenine, adaletsizliğe, istibdata itiraz ediyorsak ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Türkiye’nin acil çözüm bekleyen sorunu budur. Bunun da çözümü sandıktır. Bu sistemin bir an önce değişmesidir. Parlamenter sistemin yeniden inşasıdır. Biz bunun kavgasını veriyoruz diyen Dervişoğlu, İsrail ve İran arasındaki yıllardır süren yıpratma savaşının ABD’nin dahil olmasıyla yeni bir safhaya geçtiğini kaydetti. Savaşın bölgesel risklerine işaret eden Dervişoğlu, Türkiye’nin ekonomisi kırılgan ve “sözde çözüm süreci ile pusulası bulanıklaştırılmış halde” yakalandığını söyledi. İktidar bloğu içinde görüş ayrılıkları olduğunu ifade etti.
Dervişoğlu; “Bir tarafta Sayın Erdoğan, Trump yönetimiyle ilişkileri sıcak tutmak adına uçak ve sıvılaştırılmış doğalgaz anlaşmaları yapmaktadır. Diğer tarafta Sayın Bahçeli, Çin ve Rusya ile stratejik iş birliği çağrısı yapmaktadır. Bir yanda Dışişleri Bakanı Sayın Fidan İran’ın Körfez ülkelerine dönük saldırganlığını kınamaktadır. Öte yanda Sayın Bahçeli, Türkiye ile İran’ın aynı ufka baktığından söz etmektedir. İktidarın ne söylediği kadar, birbirine zıt şeyleri aynı anda söylüyor olması da bir yönetim krizinin işaretidir” dedi.
Pusulamız Mustafa Kemal Atatürk’tür diyen Dervişoğlu şunları söyledi.
“Süreç Türkiye’yi güçlendirecek mi, kırılganlaştıracak mı?”
Dervişoğlu, bölgedeki gelişmeleri Türkiye’nin toprak bütünlüğüne dönük tehditler açısından değerlendirdi. İktidarın Abdullah Öcalan’a resmi statü vererek yangını Türkiye’ye çektiğini savunan Dervişoğlu şöyle konuştu:
“Suriye’de gördüler, bu dalgayı Öcalan üzerinden yönetemediler. Daha birkaç ay önce yine gördüler, bu tür durumların panzehrinin askeri müdahale olduğunu bizzat tecrübe ettiler. Şimdi sormak gerekir: Suriye’de Öcalan’ı dinlemeyen Kürtler, İran’da mı dinleyecek? Böyle bir varsayımın devlet yönetiminde yeri olabilir mi? Buradan iktidara açıkça soruyoruz:
İran’ın olası bir iç savaşa sürüklenme ihtimali nedir? Böyle bir ihtimal varsa Türkiye bunu önlemek için hangi tedbirleri almaktadır? Diyelim ki İran’da iç savaş başladı. Türkiye, Irak ve Suriye’de olduğu gibi etnik unsurların savaşma karşılığında statü kazanma pazarlıklarına nasıl yaklaşacaktır? Bugün sürdürülen bu ihanet süreci, yarın Türkiye’nin elini güçlendirecek midir; yoksa Türkiye’yi daha da kırılgan hale mi getirecektir?”
Dervişoğlu, partisinin tutumunu ve önerilerini şöyle özetledi:
“Türkiye, İran savaşına askeri açıdan müdahil olmamalıdır. İran’ın bir iç savaşa sürüklenmesi engellenmelidir. Böyle bir iç savaş durumunda ulus aşırı Kürt milliyetçiliğine karşı öncelikle içeride tedbir alınmalıdır. Öcalan ile sürdürülen bu ihanet sürecine derhal son verilmelidir. Toplumsal bütünlüğün tahkimi için yargı bağımsızlığı yönünde gerekli adımlar atılmalıdır. Türkiye, hukuk devleti kimliğine geri dönmelidir. Ortaya çıkabilecek küresel ekonomik sorunlara karşı Türkiye, güvenli bir üretim ve turizm ülkesi olduğunu en güçlü şekilde vurgulamalıdır” diyerek şunları söyledi.