Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Meclis'te kabul edilerek yürürlüğe giren "çerçeve yasa" ve ardından yeniden alevlenen "yeni anayasa" tartışmalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Anadolu Ajansı için bir yazı kaleme alan Uçum; anayasa sürecinin takviminden referandum şartına, Anayasa Mahkemesi (AYM) ihtimalinden infaz reformuna kadar birçok kritik başlığı değerlendirdi.
Yeni Anayasa 29. Yasama Dönemine Kalabilir
Meclis'te 400 oyun aşılması durumunda referandumsuz bir anayasa yapılabileceği yönündeki tartışmalara karşı çıkan Uçum, bu sürecin mevcut 28. yasama döneminde tamamlanmasının zor olduğunu belirtti. Yeni anayasa çalışmalarının muhtemelen 29. dönemde TBMM eliyle hayata geçirileceğini ifade etti.
Meclis'ten 400 veya daha fazla oyla geçse dahi yeni anayasanın kesinlikle halk oylamasına sunulması gerektiğini savunan Uçum, şu ifadeleri kullandı:"Meclis ne zaman yeni anayasayı yaparsa yapsın, yasa 400 veya daha fazla oyla kabul edilse dahi mutlak surette referanduma sunulmalı ve halk yüzde 50'den fazla bir oyla onayladığında yürürlüğe girmelidir. Meclis temsili kurucu iradedir, halk ise asli kurucu iradedir, onay şartı bu asil-temsilci ilişkisinin zorunlu sonucudur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti yetkililerinin baştan beri yaklaşımı da referandumlu yeni anayasa yapımı yönündedir."
AYM İhtimali ve Çerçeve Yasanın Niteliği
Çerçeve yasanın Anayasa Mahkemesi'ne taşınıp taşınamayacağı konusunu da değerlendiren Uçum, Meclis'teki oy dağılımı sebebiyle iptal başvurusu için gerekli 120 imzanın bulunamayacağını, bu nedenle AYM'ye götürülme ihtimalinin neredeyse söz konusu olmadığını belirtti. Yasanın eşitlik ilkesine ve anayasaya aykırılık teşkil etmediğini vurgulayan Uçum, metnin sistematik terörün tasfiyesi için çıkarılmış özel ve geçici bir düzenleme olduğunun altını çizdi.
İnfaz Reformu Tartışmaları ve Güvenlik Vurgusu
Çerçeve yasanın özel bir duruma özgü olduğunu ve genel infaz hukukuna ilişkin taleplerin buradan yola çıkarak gündeme getirilemeyeceğini belirten Uçum, cezaevlerindeki yoğunluk nedeniyle pratik gerekçelerle genel bir infaz reformunun tartışılabileceğini ifade etti. Ancak bu süreçte dikkatli olunması gerektiğini belirten Uçum, "FETÖ çetesi başta olmak üzere diğer terör ve suç örgütlerine alan açacak yaklaşımları zorlamak ciddi sorunlar üretir" uyarısında bulundu.
Kapsamlı bir demokrasi ve hukuk reformunun geçiş sürecinin tamamlanmasından sonra mümkün olabileceğini söyleyen Uçum, bu süreçte kullanılan siyasi dilin arındırılması gerektiğini belirtti. Etnik siyasetin artık Türkiye siyasetinin önüne çıkarılmaması gerektiğini vurgulayan Uçum, şu değerlendirmelerde bulundu:"Devlete karşı ‘düşman’ dili kurup sonra da devletle ve milletle bütünleşme süreci yürütülemez. Artık bilinmelidir ki yurt dışındakiler ‘sürgün’ değildir. Tutuklu ve hükümlüler ‘tutsak’ değildir. Türkiye Cumhuriyeti ‘düşman’ değildir, hepimizin tek ve meşru milli devleti Türkiye Cumhuriyeti’dir."
Uçum ayrıca, Türkiye'deki Kürtlerin Gazze'deki Filistinlilere benzetilemeyeceğini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin soykırımcı İsrail devleti ile eş tutulamayacağını belirterek, bu tür sapma ve zehirli dillerin tamamen geride bırakılması çağrısında bulundu.