Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Faik Öztrak, iktidarın 25 yıllık bilanço olarak yalnızca savunma sanayindeki gelişmeleri vitrine koyabildiğini belirterek, bu alanın da köklü bir tarihsel altyapıya dayandığını kaydetti. Savunma sanayindeki başarıların, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizi, yüksek enflasyonu ve hukuk devleti tahribatını örtemeyeceğini vurgulayan Öztrak, tek kişilik rejim son bulmadan krizlerin çözülemeyeceğini ifade etti.
"Altyapıda Önceki Hükümetlerin Emeği Var"
AKP hükümetlerinin 25 yılın sonunda savunma sanayii dışında övünecek başka bir alan bırakmadığını belirten Öztrak, bu başarının sahiplenilirken kendilerinden önceki dönemlerin yok sayıldığını dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana savunma sanayiine stratejik bir önem verdiğini hatırlatan Öztrak, Kurtuluş Savaşı sürerken kurulan İmalat-ı Harbiye müdürlüklerini, Kırıkkale'deki mühimmat fabrikalarını, Kayseri Uçak Fabrikası'nı ve 1970'lerdeki Kıbrıs Barış Harekatı ambargosuna karşı atılan adımları andı. Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde kurulan Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nı da hatırlatan Öztrak, AKP'nin de bu destek politikasını sürdürdüğünü ancak bugünkü tablonun geçmişteki birikimlerin bir sonucu olduğunu kaydetti.
"Enflasyon ve Hayat Pahalılığı Örtülemez"
Mevcut küresel ve bölgesel koşullarda savunma sanayiinde ulaşılan seviyenin ülkeye stratejik bir üstünlük sağladığını kabul ettiklerini belirten Öztrak, ancak bu durumun iktidarın yarattığı ağır tabloyu gizleyemeyeceğini vurguladı. Öztrak, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: "Bu başarı; hukuk devletinin ve demokrasinin ayaklar altına alınmasının, kurumsal kapasitenin yerle bir edilmesinin, zenginin daha zengin, fakirin daha yoksul olmasının ve enflasyonun bir türlü yüzde 30'un altına indirilememesinin üstünü örtmez. Kontrollü kur ve yüksek faiz politikasıyla üretici nefessiz kalırken, halk hayat pahalılığı ile işsizlik arasında ezilmektedir. Gençler anne-babalarının sahip olduğu yaşam düzeyine bile ulaşabilme umutlarını yitirmiştir."
25 yıldır iktidarda olan bir yönetimin "dış güçler" diyerek sorumluluktan kaçamayacağını, tutturulamayan hedefler için bahaneler üretemeyeceğini ve hatalarını konjonktüre yükleyemeyeceğini belirten Öztrak, ülkenin genç nüfusu ve potansiyeliyle dünyanın en gelişmiş refah seviyesine ulaşabilecek güce sahip olduğunun altını çizdi.
"Çözüm: Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ve Üretim Ekonomisi"
Bugünkü tablonun arkasındaki en büyük engelin "tek kişilik rejim ve otokrasi" olduğunu savunan Öztrak, ülkenin kötü yönetimle krizleri çözme ihtimalinin kalmadığını ifade etti.
Gömleğin doğru ilklenecek ilk düğmesinin bu yönetimin sandık yoluyla gönderilmesi olduğunu belirten Öztrak, ardından atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
-
Saray rejiminin yıprattığı hukuk devleti, adalet ve demokrasi yeniden ayağa kaldırılmalıdır.
-
Ucube sistemden güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilerek ülkede güven ve öngörülebilirlik tesis edilmelidir.
-
Uzun vadeli planlamalarla genç nüfus çağın gerektirdiği yeteneklerle donatılmalı; yatırım, istihdam ve teknoloji eksenli bir üretim ekonomisi hayata geçirilmelidir.
-
Elde edilecek refah adaletle paylaşılmalı, liyakatli ve ahlaklı kadrolarla enflasyon kalıcı bir biçimde tek haneye indirilmelidir.